Gandur

etkileştiğim herşey hakkında...yeni bir etkileshim yaratmak için

Internet ile suç baglantisi üzerine düsünmeye devam ediyoruz...Temmuz ayin NTVMSNBC de çikan bir habere göre Kaçakçilik ve Organize Suçlar Daire Baskanligi bünyesinde yer alan Bilisim Sistemleri Sube Müdürlügü son alti ayda 86 suç tespit etti ve 148 kisiyi gözaltina aldi. Sube bilisim suçlarinin artacagini bildirmekte.Peki nedir bilisim suçlari. Istanbul Emniyet Müdürlügü Web sayfasinda ülkemizde en çok karsilasilan suçlar ile ilgili söyle bir liste yapilmis:


Baskalarinin adina e-mail göndererek özellikle ticari ve özel iliskileri zedeleme.

Baskalarinin adina web sayfasi hazirlamak ve bu web sayfasinin tanitimi amaciyla baskalarina e-mail ve mesaj göndermek ve bu mesajlarda da magdur olan sahsin telefon numaralarini vermek.

Kisisel bilgisayarlar yada kurumsal bilgisayarlara yetkisiz erisim ile bilgilerin çalinmasi ve karsiliginda tehdit ederek maddi menfaat saglanmasi

Sirketlere ait web sayfalarinin alan adinin izinsiz alinmasi ve bu alan adlarinin karsiliginda yüklü miktarlarda para talep etmek.

Özellikle Pornografik içerikli CD kopyalamak ve satmak.

Sahte evrak basimi.


Elbette ki bunlarin hepsi haksiz kazanç elde etmek anlamina geliyor. Ancak burada önemli bir suçun olmadigini görüyoruz. Baskalarina izisiz mail göndererek onlari belirli ürünleri almaya veya belirli sayfalari ziyaret etmeye "davet" etmek. Bu izinsiz reklam demek ve yabanci kaynaklarda internet ile alakali en yaygin en önemli suçu teskil ediyor. Öyleki birbirlerini yok etmek için firsat arayan internetin dev firmalari bu olgu ile -ki ecnebice spam deniyor buna- mücadele için beraber hareket ediyorlar.

Spam'in suç olarak görülmemesi aslinda toplumsal bir olgu. Birçok kisi sitesini tanitmak için binlerce mail göndermenin "dogal" ve "normal" birsey oldugunu sayiyor. E bu durumda elbette internet suçu artmis oluyor. Bu konuda dünyada önemli adimlar atiliyor spam'e karsi mücadele inanilmaz bir pazar olusturuyor. Çünkü spam sizin is,güç veya iletisim eglence için ayridiginiz bant genisligini sizden izinsiz harciyor.

Peki spam neden suç olarak algilanmaktan bu kadar "uzak". Çünkü internetten önce de-bu kadar yogun olmasa da- spam vardi, hala da var. Posta kutunuzu açtiginizda kebapçi ilanlari ile karsilasmissinizdir. Bu serinin ilk yazisinda spam in internet ile çiktigini söyledigimiz farkindayim çünkü biz reklamlari spam olarak algilamadik hiç. Ayrica o posta kutusundaki reklamlar bize maddi zararlar vermedi veya posta kutumuzu doldurarak yeni posta almamizi engellemdi. Ancak simdi düsündügümde ilk yazimda yaptigim bu derlendirmenin yalnis olmasa bile fazlasi ile eksik oldugunu kabul ediyorum.

Posta kutusu reklamlari saygisizlikti belki ama hiçbir zaman suç olarak düsünlmedi. Çünkü bizim hehangi bir özgürlügümüzü kisitlamiyordu -reklamlari görmeme özgürlügünden bahsetmek zaten pek olasi degil çünkü-. Yani bu durumda spam ile internet yeni bir suç yaratmis oldu- bir baska degisle ilk yazida vardigimiz sonuçlar geçerliligini korumya devam ediyor-. Ancak posta reklamlari kültürü internetin bu suçu yaratmasina önemli ölçüde destek oldu. Bir baska degisle internete suç ortagi oldu bile denilebilinir.

Yazilarin ana fikri olan "internet öcü müdür?" sorusuna dönecek olur isek, öcüyse bile tek basina degil demek gerek.

Elbette internetin tek suçu spam degil.Ilk yazida söyledigim gibi sonsuz imkan ve kolayliklar sunan bir aracin ayni seyi suçlulara sunmammasi mümkün degildir. Bu hiçbir zaman olmamis ve olmayacaktir da.

Bir sonra ki yazimda suç disinda diger konulara geçerek "öcünet" serisini devam ettirecegim.

İnternet bir yandan her alanda hayatımıza girmeye devam ederken bir yandan da çeşitli  açılardan "öcü" ilan ediliyor.


"Öcünet" in marifetlerinden birinin de suç yaratmak olduğu düşünülüyor. İnternetin suç ve suçlu yarattığı iddialarını sanırım duymayan kalmamıştır pek. Peki gerçek durum nedir internet bu kadar öcü müdür?


Öcü müdür sorusu geniş tartışılacak bir soru ancak internetin suç ve suçlu yarattığı bir gerçek. Bir düşünsenize evdeki posta kutusunu açtığınızda bir dolu reklam mektubunun kucağınıza dökldüğü oldu mu hiç? Ya da apartmanda her tarafta porno afişler gördüğünüz. Peki alışveriş yaparken acaba nelerle ilgileniyorsunz diye öğrenme maksatlı gizli izleme cihazı buldunuz mu çantanızda? Sanırım soruların cevabı hayır.Ancak tüm bu soruların cevabı artık, internet ortamında evet. Bunun sebebi internet. Evet internet çünkü internetten önce spam e-posta diye birşey yoktu, casusluk evimize odamıza kadar girmemişti. Aman yalnış anlaşılmasın interneti kötülemek değil amacım zaten böyle bir mecrada yayım yaparken interneti kötülemek aptallıktan başka birşey olmazdı. Söylemek istediğim şey şu aslında: yeni bir teknoloji yenilik getirdiğinden yepyeni suç alanları açıyor olması doğaldır. Bunun için o teknolojinin kendisini suçlamak saftiriklik olur. Otomobilden sonra da otomobil hırsızları türemiş, uçaktan sonra uçak korsanları vs... peki o zaman otomobil suçlu mu yaratmış oluyor yani?


Diğer taraftan internetin suç işlemek için oldukça cazip bir teknoloji olduğu da bir gerçek. Birkaç tuşa basarak ve doğrudan kimsenin canına ya da malına zarar vermeyerek -en azından verdiğiniz zararı doğrudan görmeyerek- "kolayca" suç işleyebiliyorsunuz. Örnek vermek gerekir ise bir insanın öldürülmesini emretmek gidip onu öldürmekten görece daha kolaydır, hele hele infaz gözünüzün önünde olmuyorsa. İnternette suç işlemek te buna benzer bir yapıda. Yani bir siteyi çökertiyorsunuz belki milyonlarca dolarlık bir zarar veriyorsunuz ama bunu sadece birkaç tık ile yapıyorsunuz. Daha Basit bir örnek vermek gerekirse Türkiye de bir dönem sırf zevk olsun diye hotmail e-posta hesaplarını kırıp izinsizce başkalarının postalarını okuma furyası var idi. Bunu yapanlar çoğunlukla çocuk denecek yaştaki kişilerdi. Onlara göre bu bir eğlence idi. İnternetin yeni bir kavram olmasından dolayı onunla ilgili ahlak kurallarının gelişmemiş olması da suç bilincinin oluşmamasının sebeplerinden. Bu çocuklar başkalarının mail adreslerine bakarken bunun bir suç olduğunu kişisel hakka tecavüz olduğunu akıllarına bile getirmemişlerdi. Elbette ergen olmalarının bununla ilgisi olabilir ancak bu furya da sadece ergenler yoktu. Hem sadece böyle olsa bile bu insaların gidip komşularının posta kutusundan mektup çaldığını hiç zannetmiyorum.


Burada internetteki suç ile ilgili bir başka fark ortaya çıkıyor. Risk in az olması. Nette işleyeceğiniz en büyük suçta bile yakalanma riskiniz gerçek hayatta işleyeceğiniz bir suçta yakalanma riskinizden çok daha az- en azından bugüne kadar öyleydi-.


Kanımca yinede tüm bunlar interneti "öcünet" yapmaya yetmez. İnternet bize sonsuz ve sınırsız olanaklar sunuyor. Tüm dünyayı ayağımızın altına seriyor. Netin tek yaptığı bunu yaparken suçlu suçsuz ayırdına gitmemesi. 


not: internetin "öcülüklerini" öcünet yazı dizisi ile paylaşmaya devam edeceğim.

United Press International haberine göre video oyunlarına olan bağımlılık her geçen gün artıyor.Harward Tıp (Harvard Medical School) öğretim görevlilerinden Maressa Hecht Orzack "video oyunu bağımlıları"ından günde 5-6 yardım çağrısı aldığını belirtiyor. Söz konusu bağımlılık daha çok online oynanan oyunlar için geçerli. 


Internet üzerinden oynanan oyunların riskleri kanımca onların salt "oyun" olmalarından kaynaklanmıyor. Daha doğrusu bağımlılığı yaratan sizin gibi "gerçek" (yani yapay zeka olmayan) kimselerle tamamen gerçek dışı bir dünya da olmak istediğiniz kişi olabiliyor olmanız. Bu oyunlar size güç vaad ediyor belki bütün bir evrenin hakimi ya da yapay bir şehirde istediğiniz işi yapan hatta bundan gerçek para kazanan biri olmanız bile mümkün: şimdi adını hatırlayamadım ancak oyun için ürettiği sanal elbise kreasyonlarını satarak ciddi anlamda paralar kazanan, oyun içinde oyun yaratıp ücretli oynatan kimseler duymuştum. Hep olmak istediğiniz kişi olma şansı size verilse üstelik sadece bilgisayar başında oturarak.... İşte bence bu oyunlarda bağımlılığı yaratan olgu da bu. Bunun çekiciliğine kapılan oyuncu eğer ki kendisinde de böyle bir eğilim var ise gerçeklik duyugusunu kaybediyor. Aslında daha güzel olan bu sanal gerçekliğe yarı gönüllü teslim ediyor kendini. Geçmişte oyunlar ile alakalı olarak birçok intihar ve ölüm vakasına rastladık, hepiniz duymuşsunuzdur. Peki tüm bunlar oyunları "Tü kaka" ilan etmeyi gerektiriyor mu? Kanımca hayır. Hani güzel bir atasözü var ya "herşeyin azı karar çoğu zarar" diye... Ayrıca bağımlılığın "suçunu" salt oyunlara yüklemek saçma öyle olsaydı etrafımızda milyonlarca "oyun bağımlısı" olur "oyun bağımlılığı tedavi uzmanlığı" da dünyanın en karlı işi olurdu. Oyun bağımlılığının neden artıyor olduğuna pek değinilmemiş haberde.İlk duyunca insan "işte yeni bir bağımlılık çeşidi doğuyor" gibisinden düşünüyor. Oysa neden artan internet hızları ve (araştırma yurtdışında yapılmı olduğu için oraya göre konuşuyorum) neredeyse bedava olan bağlantı ücretleri bu oyunların daha çok kişiye daha çok potansiyel "bağımlıya" ulaşması olabilir mi acaba?


Haber Kaynağı: Psycport
 

Geçenlerde internette arama yaparken tesadüfen "online terapi" başlıklı bir siteye rastladım. Terapi aslında tedavi anlamına gelen bir kelime ancak burada kast edilen psikoterapi yani psikolojik sorunların, ilaç kullanmaksızın bazı görüşme, davranış vs teknikleri kullanılarak yapılan ,tedavisi. Bu gördüğüm site bunu chat yani yazışma yolu ile yaptığını beyan ediyor. Aslında bu türden web siteleri yeni değil daha öğrenciyken türemeye başlamışlardı. Ancak görüyorum ki artık web sitelerinden kredi kartı ile ödeme alır hale gelmişler. Psikoterapi yapabilmek için lisans eğitiminin yeterli olmadığı konusuna çok değinmek istemiyorum konumuz bu değil. Daha doğrusu online psikoterapi yaptığını söyleyenlerin bu konuda uzman olduklarını varsaysak bile ortada önemli bir sorun var:


Yukarıda da anlattığım gibi psikoterapi değişik tekniklerin bir arada uygulanmasından oluşan bir bütündür. Psikoterapi "Güzin Abla" örneğinde olduğu gibi tavsiye vermekten ibaret değildir. Bir psiterapinin etkili olabilmesi için hem Terapistin hemde danışan kişinin beraber hareket etmesi uyum içinde olması gerekir. Bu da en ister istemez Terapistin danışana göre hareket etmesi onu beden dili, ses tonu, duruşu kısacası herşeyiyle takip ermesinin gerektirir. Bazı psikoterapi yaklaşımlarında işitsel ve görsel araçlar kullanılmaktadır. Ve bunların hiçbiri internet ortaında layıkı ile gerçekleşemez. Belki de hepsinden önemlisi Terapist ve danışan arasındaki ilişkidir. Birçok psikoterapiste göre asıl değişimi ve işileşmeyi sağlayan ilişkidir. Tam da bu sebeple çok ünlü ve gerçekten başarılı bir psikoterapist size az yarar getirirken, daha az deneyimi olan bir psikoterapist size daha "iyi gelebilir". Kimse internet ortamında üstelikte yazışarak gerçek bir ilşki kurulmasından bahsedmez sanırım.


Peki internet bu alanda hiç mi kullanılamaz? Elbette kullanılır ancak psikoterapi bunun için uygun değildir. İnternette ne yapacağını bilemeyen bir kişiyi profesyonel anlamdam yönlendirebilirsiniz.Nereye gitmesi kime başvurması gerekiyor gibi... Veya bazı basit stress ile mücadele gibi teknikleri anlatabilirsiniz. Tam anlamı ile bir psikolojik danışma olmasa da biraz rehber olabilir belki denyimlerinizi paylaşarak onu rahatlatabilirsiniz. Bazı kişiler için bunlar bile büyük farklar yaratabilir. Ve bir profesyonele başvurmaya çekinen kimseler için bir başlangıç, bir ısınma olabilir. Telefon ile destek hatlarında ki uygulamaya benzer uygulamalar da olabilir. Zaten kanımca bu sitelerin çoğunun yaptığı da bu. Ancak psikoterapi yaptığını söylemek gerçekten büyük bir iddia gibi geliyor bana. Yıllarca psikolojik sorunlarını "Güzin Abla" gibi bu konuda hiçbir eğitimi olmayan kimselerle çözmeye kalkışmış-ya da zorunda kalmış- bir millete böyle büyük vaatlerde bulunmak bana oldukça tehlikeli geliyor.
 
 not: Yorumlarınız için aşığıda yorum sayısını gösteren bağlantıya tıklayınız.